Osman DOST

Tarih: 04.02.2026 23:52

Orta Direk Çökünce Yük En Alt Kesime Kaldı

Facebook Twitter Linked-in

Bir toplumun ekonomik dengesi, orta direği ayakta kaldığı sürece sağlamdır. Orta direk çöktüğünde ise yük, kaçınılmaz olarak en alt kesimin omuzlarına biner. Ne yazık ki bugün ülkemizde yaşanan tam olarak budur.

 

Geçmişte toplum, ekonomik açıdan ister istemez üç ana gruba ayrılırdı. En üstte zengin kesim vardı. Onların altında, kimseye el avuç açmadan yaşamını sürdürebilen, emeğiyle geçinen, belli bir birikimi olan orta direk bulunurdu. En altta ise tarım ve işçilikle uğraşan, ülkenin en zayıf ve en kırılgan kesimi yer alırdı. Bu yapı, kusursuz olmasa da kendi içinde bir denge barındırırdı.

 

Ancak son kırk–elli yılda bu denge adım adım bozuldu. “Orta direk” olarak adlandırılan, küçük esnafı, tarlası olan köylüyü, düzenli geliriyle geçinebilen memur ve işçiyi kapsayan kesim neredeyse yok oldu. Yeterli arazisi, aşı işi ya da küçük bir işletmesi olan insanlar, bugün ülkenin en zayıf kesimiyle aynı seviyeye itilmiş durumda.

 

Mahalle kültürünün simgesi olan bakkal amcalar bu dönüşümün en somut örneklerinden biridir. Yıllarca mahalleliye veresiye defteri tutarak, zor zamanda destek olarak ayakta duran küçük esnaf, üç harfli zincir marketlerin peş peşe açılmasıyla rekabet edemez hale geldi. Kepenk kapatan her bakkal, yalnızca bir dükkânını değil, aynı zamanda orta direğin bir parçasını da kaybetti. O insanlar da artık bir zamanlar ait oldukları kesimden koparak en alt gruba sürüklendi.

 

Vergi sistemimiz ise bu adaletsizliği derinleştiriyor. Günlük alışverişlerde alınan dolaylı vergileri zengin de fakir de aynı oranda ödüyor. Geliri düşük olan vatandaş için bu vergiler ağır bir yükken, yüksek gelirli kesim için neredeyse hissedilmiyor bile. Sonuç olarak sistem, fakiri değil zengini koruyan bir yapıya dönüşmüş durumda.

 

Ülkenin en zayıf kesimine itilen bu insanlar iş bulabilirse asgari ücretle çalışıyor, bulamazsa tamamen çaresiz kalıyor. Emekli olanların durumu ise daha da içler acısı. Eskiden emeklilik maaşı, çalışırken alınan maaşın yüzde 60–70’i civarındayken, zamanla bu oran yüzde 35–40’lara kadar düşürüldü. Bugün bir hanede üç, hatta dört emekli maaşı bir araya gelmeden geçinmek neredeyse imkânsız hale geldi.

 

Hayat şartları bu kadar zorlaşmışken, genç yaşlı fark etmeksizin insanlar gidecek bir yer bulabilse ülkeyi terk etmeyi düşünüyor. Bu, sadece ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda geleceğe dair umudun da tükendiğinin açık göstergesidir. Ekonomik dengelerin altüst olduğu bir ülkede, sosyal barışın ve toplumsal huzurun korunması mümkün değildir.

 

Bozulan bu dengelerin yeniden sağlanabilmesi için köklü bir değişim şarttır. Mevcut tablo, taze bir kana ve yeni bir anlayışa ihtiyaç duyulduğunu açıkça göstermektedir. Devletin planlama mekanizmalarının yeniden kurulması, tüm kadroların liyakat esasına göre gözden geçirilmesi ve yatırımların gerçek ihtiyaçlara göre yapılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.

 

Aksi halde orta direğin tamamen yok olduğu, yükün yalnızca en alt kesimin sırtına bindirildiği bu düzen sürdürülebilir değildir. Unutulmamalıdır ki bir ülkeyi ayakta tutan ne yalnızca zenginlerdir ne de sadece en alt kesim. O ülkenin bel kemiği, güçlü ve adil bir şekilde desteklenen orta direğidir. Orta direk olmadan, hiçbir yapı uzun süre ayakta kalamaz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —